Washington’da aylardır politika yapıcıların, iş dünyasının ve piyasa uzmanlarının endişeyle beklediği Kuzey Amerika ticaret fırtınası, yerini derin bir jeopolitik sessizliğe bıraktı. ABD, Kanada ve Meksika’yı birbirine bağlayan USMCA ticaret anlaşması etrafında kopması beklenen gürültülü tartışmalar, küresel gündemin aniden değişmesiyle arka planda kaldı.
Eski İngiltere Başbakanı Harold Macmillan’ın ünlü “Olaylar, azizim, olaylar” sözünü haklı çıkarırcasına, ABD’nin İran ile yaşadığı çatışma ortamı Beyaz Saray’ın tüm dikkatini emmiş durumda. Bu durum, pratik açıdan bakıldığında, Kuzey Amerika’daki ticaret gerilimini manşetlerden uzak tutan en önemli faktör haline geldi.
Beklenen Ticaret Savaşı Neden Çıkmadı?
Bu yılın başlarında, ABD’nin anlaşmayı yenileme penceresini kullanarak Kanada ve Meksika ile sert bir yüzleşmeye girebileceği, hatta anlaşmadan çekilme tehdidinde bulunabileceği yönünde ciddi endişeler vardı. Ancak dış politikanın tamamen İran’a kayması, Washington’un komşularıyla çok daha ölçülü bir yaklaşım benimsemesine yol açtı.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’a göre, Beyaz Saray’ın mevcut gümrük vergisi stratejisi Kuzey Amerika’nın ekonomik bağlarını zaten temelden değiştirdi. Greer, Kanada ve Meksika ile olan dengenin, daha çatışmacı bir yaklaşımı gereksiz kılacak şekilde yeniden şekillendiğini savunuyor. Ancak ticaretin yeniden siyasi bir silah haline gelmesi durumunda, ABD otomotiv endüstrisinin en büyük kaybeden olabileceği uyarısı da masada duruyor.
Çin Stratejisi ve “Kendi Kalesine Gol” Riski
Zamanlama oldukça manidar. Washington’un Çin ile ilişkilerini yeniden kalibre etme çabası, en büyük iki ticaret ortağı olan Kanada ve Meksika ile yakın işbirliğine dayanıyor. Meksika’nın eski ABD Büyükelçisi Arturo Sarukhan’ın futbol terminolojisiyle ifade ettiği gibi; bu dönemde Kuzey Amerika’nın ekonomik çerçevesine belirsizlik sokmak ABD için “kendi kalesine devasa bir gol atmak” anlamına gelirdi.
Sonuç olarak, bir zamanlar potansiyel bir kriz anı olarak görülen 1 Temmuz’daki üçlü sanal toplantı oldukça sakin geçti. ABD, Meksika ile resmi görüşmelere başlarken, Kanada ile olan temaslarını da beklenen siyasi dramadan uzak, diplomatik bir zeminde sürdürüyor.
Kanada Cephesinde Gümrük Vergisi Sancısı
Anlaşmanın siyasi boyutu sakinleşmiş olsa da, masadaki ticari engeller varlığını koruyor. Başbakan Mark Carney, kötü bir anlaşmayı imzalamak için acele etmeyeceğini, ancak doğru şartlar oluştuğunda masaya oturmaya hazır olduğunu belirtiyor.
ABD-Kanada Ticaret Bakanı Dominic LeBlanc ise perşembe günü yaptığı açıklamada, Ottawa’nın asıl odak noktasının mevcut gümrük vergileri olduğunu vurguladı. USMCA, kıta ticaretinin büyük bölümünü korumuş olsa da, Kanada’nın belirli sektörleri ABD’nin uyguladığı ağır kesintiler altında ezilmeye devam ediyor.
| Etkilenen Sektör (Kanada) | ABD Gümrük Vergisi Oranı | Mevcut Durum |
|---|---|---|
| Çelik ve Alüminyum | %10 – %50 arası | Görüşmeler sürüyor, baskı yüksek |
| Otomotiv ve Kereste | %10 – %50 arası | Maliyet artışları sektörü zorluyor |
Türkiye ve Borsa İstanbul (BIST) İçin Ne Anlama Geliyor?
Kuzey Amerika’daki bu “zorunlu ateşkes” ve ABD’nin dikkatinin Orta Doğu’ya (İran) kayması, Türk yatırımcısı açısından birkaç farklı okumayı beraberinde getiriyor.
Birincisi; ABD’nin Kanada ve Meksika ile yeni bir ticaret savaşı cephesi açmaması, küresel tedarik zincirleri ve genel risk iştahı açısından pozitif bir gelişme. Küresel borsalardaki bu kısmi rahatlama, Borsa İstanbul’a yabancı fon girişini destekleyici bir zemin yaratabilir.
İkincisi ve daha kritik olanı; ABD’nin İran ile olan çatışması. Bu durum küresel petrol fiyatlarını doğrudan yukarı yönlü baskılayan bir unsur. Borsa İstanbul özelinde değerlendirildiğinde:
- Enerji ve Rafineri Sektörü: Yüksek petrol fiyatları ve artan rafine marjları, Tüpraş (TUPRS) gibi enerji devleri için bilançolarda pozitif bir katalizör işlevi görebilir.
- Havacılık Sektörü: Öte yandan, jet yakıtı maliyetlerindeki olası artış, THY (THYAO) ve Pegasus (PGSUS) gibi havacılık şirketlerinin kar marjları üzerinde baskı yaratabilir.
- Demir-Çelik Sektörü: ABD’nin Kanada’ya uyguladığı %10 ila %50’lik çelik ve alüminyum vergilerinde geri adım atmaması, Washington’un korumacı politikalarından vazgeçmediğini gösteriyor. Bu durum, ABD pazarına ihracat yapan Erdemir (EREGL) ve Kardemir (KRDMD) gibi Türk çelik üreticilerinin de küresel ticaretteki daralma risklerini yakından izlemesini gerektiriyor.
- ABD’nin yeni bir ticaret savaşı başlatmaması küresel hisse senedi piyasalarını rahatlatabilir.
- Kuzey Amerika’daki istikrar, gelişmekte olan piyasalara yönelik risk iştahını koruyabilir.
- ABD’nin çelik ve alüminyumda uyguladığı %10-50’lik vergiler, korumacılığın sürdüğünü gösteriyor.
- İran odaklı kriz, artan enerji maliyetleri üzerinden BIST havacılık hisselerini baskılayabilir.
Özetle; Washington’da diplomasinin uçurum kenarı politikalarının (brinkmanship) yerini alması kısa vadede piyasaları rahatlatsa da, 10 yıllık geri sayımın başlamış olması uzun vadeli belirsizliğin masada kalmaya devam edeceğine işaret ediyor.
Kaynak: Bu analiz, BBC Ekonomi kaynağındaki haber temel alınarak BorsaAtlas tarafından Türk yatırımcısı için hazırlanmıştır.
Borsa Atlası Bülteni
Yatırım analizleri ve piyasa gelişmeleri doğrudan mailinde.
