Piyasaların bir süredir fiyatlamaya çalıştığı temettü gündemi netleşti. Marmara Holding (MARMR) genel kurulu, yönetim kurulunun 2025 yılı hesap dönemine ilişkin kâr payı dağıtılmaması yönündeki önerisini resmi olarak onayladı. Bu karar, şirketin son finansal tablolarında karşılaştığı tablo göz önüne alındığında beklenen bir adımdı. Peki, bu hamle şirketin finansal mimarisinde ne anlama geliyor ve önümüzdeki çeyreklerde bilançoya nasıl yansıyacak?
Şirket Neden Şimdi Bu Kararı Aldı?
Kararın arkasındaki temel dinamiği anlamak için şirketin 10 Eylül 2025 ile 31 Aralık 2025 tarihlerini kapsayan kısa hesap dönemine bakmak gerekiyor. Şirket, Vergi Usul Kanunu (VUK) kayıtlarında 3.371.278 TL net zarar açıklarken, uluslararası standartlara (TMS/TFRS) göre hazırlanan bağımsız denetimden geçmiş tablolarda bu zarar 167.723.757 TL seviyesine ulaşıyor.
VUK ile TFRS arasındaki bu devasa fark, operasyonel nakit çıkışından ziyade enflasyon muhasebesi, değerlemeler veya gayrinakdi karşılıkların bilançoda yarattığı baskıya işaret ediyor. Ortada dağıtılabilir bir net kâr bulunmadığı için, şirketin yasal olarak temettü dağıtması zaten rasyonel bir seçenek değildi.
| Finansal Kalem (10.09.2025 – 31.12.2025) | Tutar (TL) |
|---|---|
| Ödenmiş Sermaye | 3.016.276.170 |
| Net Dönem Zararı (Yasal Kayıtlara Göre) | -3.371.278 |
| Net Dönem Zararı (SPK/TFRS’ye Göre) | -167.723.757 |
3 Ay Sonra Bilançoda Ne Yaratır?
Stratejik açıdan bakıldığında, kâr dağıtmama kararı bir zayıflık göstergesi olmaktan ziyade, mevcut makroekonomik koşullarda bir likidite koruma kalkanı olarak değerlendirilebilir. Şirket, %31,7’lik halka açıklık oranıyla piyasada işlem görürken, kasasındaki nakdi dışarı çıkarmayarak operasyonel sürekliliğe odaklanmayı seçiyor.
Önümüzdeki 3 aylık süreçte (gelecek çeyrek bilançosunda) bu kararın en net etkisini nakit akış tablolarında göreceğiz. Temettü ödemesi için dış finansmana (kredi kullanımına) ihtiyaç duyulmaması, şirketin finansman giderlerini kontrol altında tutmasına yardımcı olacaktır. Yatırımcı perspektifinden asıl odaklanılması gereken nokta, TFRS tablosunda görülen 167 milyon TL’lik zararın kalıcı bir operasyonel sorundan mı, yoksa dönemsel muhasebe standartlarından mı kaynaklandığının bir sonraki çeyrekte netleşecek olmasıdır.
Kararın Avantajları ve Dezavantajları
- Nakit çıkışının engellenmesiyle işletme sermayesinin korunması.
- Yüksek borçlanma maliyetlerinin olduğu bir dönemde dış finansman ihtiyacının azaltılması.
- Düzenli nakit akışı arayan temettü yatırımcıları için hissenin kısa vadeli cazibesini yitirmesi.
- TFRS tablosundaki yüksek zararın, çekirdek faaliyet kârlılığı konusunda soru işaretleri yaratması.
Piyasa Beklentileri ve Soru İşaretleri
Referans: Bu analiz, KAP bildirimi esas alınarak hazırlanmıştır.
Borsa Atlası Bülteni
Yatırım analizleri ve piyasa gelişmeleri doğrudan mailinde.
